Uzaktan eğitim kapsamında, geleceğin akıllı nesillerini yetiştirmesi gereken Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi kanalında, inançsızlık felsefelerine dair akıl dışı söylemler dile getirilmektedir. “Ateizmin insan fıtratına uygun olmadığı” gibi iddialarla, gençlerin zihinlerine hem yanlış hem de ayrıştırıcı bilgiler empoze edilmektedir. 

Öncelikle “insan fıtratına” asıl uygun olmayan şey, insan fıtratına neyin uygun olup olmadığı kararını, doğaüstü varlıklara körü körüne inanan bilim düşmanı çevrelere bırakmaktır.

İkincisi, insan dediğimiz Homo sapiens, mevcut bilimsel verilere göre en az 350-300 bin yıldır dünyadadır. Semavi dinlerin en eskisi olan Musevilik ise taş çatlasın M.Ö. 7. yüzyıla dayanmaktadır. Dolayısıyla MEB’in mantığına göre, insan en az 349 bin yıl boyunca “fıtratına aykırı” yaşamıştır!

Üçüncüsü, ateizm doğası gereği akılcılığa ve sağduyuya dayanan bir ahlak biçimi benimsemeyi gerektirir. Dolayısıyla ateizm temelli bir ahlak anlayışı akılcı, bilinçli, yardımsever ve vicdan sahibi bireyleri kapsar. Bir ateistin ahlakı, “düşen uçakta ateist olmazmış” gibi zayıf bir argümanla sorgulanamaz.

MEB, ateist felsefeyi düşman belleyerek gelecek nesillere en büyük kötülüğü yapmaktadır.

CNN Türk kanalına konuk olan Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Koronavirüs ile ilgili konuşması sırasında “Allah virüsleri insanların belli bir sayının üzerinde çoğalmaması için yarattı” diyerek yeni bir skandala imza attı. Bilime bakış açısının ülkemizdeki vahametini ortaya koyan bu zihniyetteki insanlara sormak lazım: O zaman neden Allah’ın işine burnunuzu sokuyorsunuz? “Vardır Allah’ın bir bildiği” diyerek bırakın o zaman Allah’ın yarattığı virüsle uğraşmayı?! Bu mantıkla varılacak yer bellidir.

Evrenin “insan için” yaratılmış olduğunu varsayarak, buna inanarak tutulacak hiçbir yol doğru olamaz. Ekosistemi ve doğanın işleyişini anlamamakla eşdeğer olan ve bilime külliyen sırtını dönen bu KİBİRLİ tutumun ne insanlığa faydası olabilir ne de dertlerimize çözüm üretmesi beklenebilir.

Yandaşlığın ve din simsarlığının insan hayatı söz konusu olduğunda bile elden bırakılmadığına tanık olmak, virüsün kendisinden daha korkutucudur. Bu bilim düşmanlığından artık sıyrılın!

Salgınları ve ölümcül hastalıkları Tanrı’nın lütfu veya gazabı ve biricik kanıtı olarak gören “şaklabanlar”, camilerin toplum sağlığı adına kapatılmasını 2 haftadır bas bas bağıran, aklın ve bilimin tek çözüm olduğunu ve insanlığın bu felaketten ancak bilimle çıkacağını savunan bizlere mi saldırıyor? 

Sözümüz dürüst, iyi niyetli inananlara değildir. Sözümüz, kendilerini gazete sanan bir çaput parçasının yazarlarına, yetkililerine ve destekçilerinedir. Ne ironiktir ki bu saldırı aslında yenilgilerinin itirafı ve yobaz düşüncelerinin iflasıdır. Gerici kesimin “lay lay lom” yaşadığını iddia ettiği biz ateistler, corona virüsü bir lütuf ya da gazap olarak değil, bir doğa gerçeği olarak kabulleniyor ve çareyi dualardan değil temel bilimlerden, tıptan ve kendilerini insanlığa adamış aydın insanların elinden bekliyoruz. 

Bizim endişemiz, dincilerin beklediği cehennem ateşi değil cehalet virüsüdür. Zihinlerinde yarattıkları bu cehennem ateşi elbet bir gün karanlığa gömülür, ama ateizmin ve aydınlanmanın can verdiği bilim ve akıl güneşi, binlerce yıldır akıl tutulması yaşayan birkaç “gafil“in üflemesiyle sönmez, sönmeyecektir!

Din tacirleri dünyanın her yerinde aynı: Koronavirüs salgınına kimisi el altından veya açıktan pazarladığı dualarla, kimisi de zemzem suyuyla ve benzeri hurafelerle çözüm bulunacağına inanıyor. Üstelik inanmakla da kalmıyor, halkı bu hurafelerle kandırarak adeta toplum sağlığını tehdit ediyor. Geçtiğimiz günlerde bunun bir örneğine daha tanık olduk. Polonya’nın Szczecin-Kamień bölgesinde görevli Başpiskopos Dzięga, kilise cemaatine gönderdiği mektupta şöyle dedi:

“İnananlar koronavirüs’ten korkmasın. Şeytan kutsal su karşısında çaresizdir…Şeytan, insan imanı karşısında apaçık çaresizdir. ‘İblisin kutsal sudan korktuğu gibi korkmak’ deyimi boşuna söylenmemiştir. Kutsal suya imanla yanaşmaktan korkmayın. Kiliseden korkmayın…Gözlerimizin önündeki ufacık bir virüs, tanrıyla ve onun kanunlarıyla savaşmaya hazır olan dünya devlerine büyük korkulardan birini yaşatıyor. Yine de Tanrı, bu virüsten üstündür. İsa mikrop ve virüs yaymaz. İsa bize yardım eder ve bizi iyileştirir.”

Neyse ki akıl sağlığı ondan daha iyi durumda görünen başka bir başpiskopos (W. Polak), alışkanlıkların değişmesi gerektiğini ve bunun bir sağlık ve güvenlik meselesi olduğunu bildirdi.

Son Dakika: Twitter hesabından yaptığı karikatür paylaşımı nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan gazeteci-yazar Enver Aysever serbest bırakıldı.

Yazar Enver Aysever hakkında, Twitter hesabından yaptığı karikatür paylaşımı nedeniyle soruşturma başlatıldı.

Coronavirüs’ün yayılmaya ve her geçen gün daha sert önlemlerin alınmaya devam edildiği ülkemizde, umreden dönen hacıların karantinaya alınması, ibadethanelerin kapatılması ve duaların bu virüse karşı işe yaramaması (!) sebebiyle, kendilerini bilim karşısında yenik hisseden malum kesimin ve bu parodiye çanak tutanların durumunu en basit haliyle özetleyen bir karikatürdü bu. 

Ülkeye denetimsizce alınarak halk sağlığını tehdit eden umreciler hakkında soruşturma açılmazken, Enver Aysever hakkında TCK’nın 216/3. maddesi kapsamında başlatılan soruşturma anlamsızdır, provakatiftir ve bireyin anayasal hakkı olan ifade özgürlüğü ile çelişmektedir. Düne kadar inançları gereği kendilerine virüs bulaşmayacağını iddia eden ve çözümü dualarda arayan, şimdi ise nefesini tutmuş bilimden çare üretmesini bekleyen kesimin, içinde bulundukları durumu basitçe özetleyen bu karikatüre karşı takındıkları tavır, bu karikatürün gerçeği yansıttığının en güzel kanıtıdır.
Ateizm Derneği olarak Aysever’in ve düşünce özgürlüğünün yanındayız!
#EnverAyseverGazetecidir

Bir yandan corona, diğer yandan en az onun kadar tehlikeli olan cehalet virüsünden bahsediyoruz. 

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu üyesi ve Milli Gazete yazarlarından İ. Hakkı Akkiraz, koronavirüsten korunmak için kaçınılması gereken “büyük günahları” sıralayarak “faiz, içki, kumar, israf, zina, eşcinsellik ve materyalist eğitim yasaklanmalı, Spor Toto, Milli Piyango idareleri, domuz çiftlikleri kapatılmalı, içki fabrikalarının faaliyetleri durdurulmalıdır” dedi. Akkiraz, geçmişte de “terörü bitirmek için materyalist eğitimi bitirmek gerektiğini” söylemişti.

Utanmadan o şeytani saydıkları “materyalist eğitimin” üreteceği aşı ve tedavilerden medet uman ve bu tarz açıklamalarla Corona virüsünden bir kıyamet senaryosu devşirmeye çalışan yobaz kesim, bu durumu fırsat bilerek insanların dinsel ve cinsel tercihlerine, kişisel zevklerine saldırmaya devam ediyor. Böyle kimseler kendi yaşam tarzlarıyla uyuşmadıkça (ki o da tartışılır) doğal olan her şeyden nefret etmekte, çünkü kitlelerini ancak bu nefretin bayrağı altında toplayabilmektedir.

Ahlaklı olmak için dine muhtaç olan orta çağ zihniyeti, ahlak adına insanların hayatına müdahale etme cüretini göstererek ahlak düşmanlığının ta kendisini yapıyor. Üstelik toplum sağlığını gözeten bilimsel ve gerçekçi önerilerde bulunmak yerine, birlik içinde bu pandemiyle mücadele edilmesi gereken bir dönemde insanların korkularını nefrete dönüştürerek adeta halk sağlığını tehdit ediyor!

Habertürk TV’de corona virüsün ve salgın hastalıkların tartışıldığı bir programa davet edilen din tüccarı, sözde ilahiyatçı A. R. Demircan, koronavirüs salgınının sebebinin “evlilik dışı ilişki ve eşcinsellik” olduğunu iddia etti.

Umreden dönen bazı uyanıklar karantinadan kaçmak için polise direnirken, Demircan gibi din simsarı uyanıklar da halkın teyakkuzda olduğu böylesine sıkıntılı bir dönemde kirli zihniyetlerini toplum sağlığını tehdit eden asılsız açıklamalarla adeta virüs gibi saçmaya; devletler ve modern tıbbın tüm araçları dünyayı saran coronavirüse çare ararken, bu akıl dışı safsataları üretmeye devam ediyor. 

Programın sunucusu, yayın ilkeleriyle bağdaşmayan beyanlarda bulunulmasından ve yayın esnasında buna gereken tepkinin gösterilememesinden dolayı çok üzgün olduğunu belirtti. Belirtti belirtmesine ama, bu tarz konukların ekranlarda boy gösteriyor olması bile baştan hatalıdır! Böylesi sapkın zihniyetleri bir daha ekranlarda görmemeyi umuyor; halkımızı bir kez daha bilime ve sağduyuya davet ediyor, adeta bir insanlık suçu işleyen bu din tacirlerine kulak asmamalarını öğütlüyoruz.

Kaynak: https://twitter.com/gazeteyolculuk/status/1239625351984287744?s=20

Sağlık Bakanı “2 ay dayanalım havalar ısınınca virüs yok olacak” diyor. Oysa Suudi Arabistan’ın ve umrecilerin durumu ortada. Onların gelişi için bile önlem alınmamışken, ülkemizin Sağlık Bakanı’nın hava durumuna umut bağlaması, ciddiyetsizliğin daniskasıdır. Derhal bilimin sesine kulak verilmeli, “Hasta sayısının bize belirtilen 18 kişiden çok daha fazla olduğuna dair duyum alıyoruz. Sağlık Bakanlığına sesleniyoruz. Krizi beraber yönetelim” diyen Türk Tabipler Birliği ile koordinasyon sağlanmalı, eğlence mekanları ve okullar gibi camiler, cemevleri vb ibadethaneler de kapatılmalıdır.

Diyarbakır Müftü Yardımcısı, Corona virüsünü Allah’tan bir nimet olarak gördüğünü belirtti.

Hastalıkları, günahların affına bir vesile ve insanı Tanrı’ya yaklaştıran bir nimet olarak görmek, asıl bulaşıcı virüstür. Bu ideolojik körlük Corona’dan daha tehlikelidir. Bilim elbette Corona virüsünün tedavisini bulacak ve insanlık bu kötü günleri de atlatacaktır. Ama bu süre zarfında unutulmamalıdır ki asıl korkulması ve korunulması gereken, duayla virüslerden korunulacağını ve bedduayla başkalarına virüs bulaştırabileceğini düşünen bu karanlık zihniyettir.

Kaynak: https://www.birgun.net/haber/diyarbakir-muftu-yardimcisi-virusu-allah-tan-bir-nimet-olarak-goruyorum-291669

Cübbeli Ahmet olarak bilinen softa, koronavirüs ile ilgili olarak bir açıklama yaparak, virüsten korunmak için edilecek duaları açıklamış ve bu duaları para karşılığı satacak olanları da “virüs bulaşsın inşallah” diyerek lanetlemiş. Softa Ahmet duayla virüsten korunup, bedduayla bulaşmasını sağlayabiliyorsa virüse çözüm bulundu demektir (!) 2020 yılında Türkiye’yi getirdikleri nokta burasıdır. Bilimin hurafe, hurafelerin de bilim yerine konduğu günümüz Türkiye’sinde umalım da bu küresel salgın en az hasarla geçip gitsin.