Diyanet İşleri Başkanlığı 2016 yılında fetva hattından yöneltilen bir soruya, “Babanın, dokuz yaşından büyük kızına şehvet duyması haram oluşturmaz” diye yanıt vermişti. Aynı Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Türkiye Diyanet Vakfı tarafından hazırlanan İslam Ansiklopedisinde de, “kadının boşandığı erkekten olan kızının, yeni evlendiği kişinin babasına haram olmadığı” ifade edilerek yine ve yeni bir skandala daha imza atıldı.

Pedofiliyi ve kadın düşmanlığını her fırsatta meşrulaştırmaya çalışan bu karanlık zihniyet, daha birkaç hafta önce LGBTQ+ bireyleri “günah keçisi” ilan etmiş ve kindar söylemleriyle dindar çevrelerin başlattığı sanal cadı avının fitilini ateşlemişti. İnsanların özel hayatı üzerinden sürdürülen bu çirkin saldırıların ve seslerinin böyle yüksek çıkmasının aslında tek nedeni, asırlardır süren bir suçluluk psikolojisidir. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, insanın kanını donduran bu nefret söylemleri, istedikleri gibi “helal” kıldıkları masum çocukların sessiz çığlıklarını asla bastıramayacaktır. Pedofiliyi ve kadının-kızın elden ele verilmesini “helal” kabul ederken iki yetişkin bireyin birbirini sevmesine “haram” diyenler, sevgi ve hoşgörü yoksunu geçmişleriyle yüzleşmelidir. Ahlakı bacak arasında arayanların, çocuğa ve kadına baktığında sadece cinsellik görenlerin, kadını toplumun her alanında üretici bir birey olarak değil yalnızca evinde çocuk bakıp ev işi yapan bir köle olarak hayal edebilen ve kız çocuklarına da ancak böyle bir gelecek sunmayı ilke edinenlerin, kısacası din adına evrensel ahlaka savaş açanların kimseye ahlak öğretmeye hakkı yoktur. Ahlak bekçiliğini yalnızca ahlak düşmanları yapar; çünkü “insan en çok kendisinde olmayandan bahseder.”

Hiç kimsenin bir başkasının özel yaşantısına müdahale etme hakkı olmadığını hatırlatır, ahlak bekçiliğine soyunanları kadın cinayetleri, çocuk istismarı, emek istismarı, insan kaçakçılığı, doğa katliamı ve belki hepsinin başı olan cehalet virüsüyle savaşmaya davet ederiz.