İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kurumlara gönderilen yazıda, sağlık personelinin kılık ve kıyafetinin “edep, adap ve inanca göre uygun şekillerde uyarlanması” talimatı verildi. Dinsel gericiliğin ve laikliğe aykırı uygulamaların artık fütursuzca sergilendiği ülkemizde böyle haberlere alışmış olsak da onları kanıksamayacağız!

Sosyal bir devlette ücretsiz olması gereken temel sağlık hizmetinin adeta özele dönüştürülen sözde devlet hastanelerinde ücret karşılığında veriliyor olması, sağlık çalışanlarının ve hastaların yaşadığı sıkıntılar, üniversite öğrencilerinin yemekhane ücretleriyle ilgili sıkıntılar vb sorunlar varken, İl Sağlık Müdürlüğünün çalışanların kılık kıyafetini kendi ideolojisine uydurma çabasını yansıtan bu talimatlar durumun vahametini ortaya koymaktadır.

Habere göre, Osmaniye’de çiftçilik yapan İsmail Kaya, tarlada cin gördüğünü söyleyerek etrafa 15 el rastgele ateş açtı; sonra tabancasını yeniden doldurmak üzere eve döndü ve kahvaltı hazırlayan kızını öldürdü. “Teslim olmaya geldim. Ben bir adam öldürdüm. Ama o bir cindi insan kılığına girmiş” diyerek polise teslim oldu. Kızını vurup öldürdüğünü telefondaki bir yakınından öğrenen adamın, “Ben kızımı vurmadım. Benim vurduğum kişi bir adamdı” diyerek suçunu hala kabul etmediği kaydedildi.

Dinler tarafından insan zihnine sokulan cin, melek, şeytan, cadı vb hayali varlıklara inanmak, bilimin ve aklın ışığından mahrum kalmak, insanlık tarihindeki en vahşi ve akıl almaz cinayetlere, işkencelere ve uygulamalara yol açmıştır. Günümüzde özellikle kendi ülkemizde dinlerin karanlığı sürerken, bu tür olayları sık sık duyuyor olmamız şaşırtıcı değildir. Öldürülen iki çocuk annesi kadının acılı ailesine sabırlar dileriz.

Haber kaynağı

Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında gerçekleşen protokole göre, Diyanet Çocuk ve Arapça İlim Dergisi, Bakanlığa bağlı okullarda öğretmenlerin yönlendirmesiyle reklam yapıp abone toplayacak. Artık laik cumhuriyet rejimini hiçe saydıklarını Anayasaya aykırı girişimlerinden dolayı biliyoruz. Lakin onlar da şunu bilmeli ki, biz çocuklarımızı dinlerin karanlığından uzakta, aklın ve bilimin ışığında, dindar veya dinsiz tüm insanlara saygı ve sevgi duyacak şekilde yetiştirecek; yobazlığı ve hoşgörüsüzlüğü yayan dergilerinizi de evlerimize sokmayacağız!

Junaid Hafeez yıllar önce ABD’ye eğitim için gitti ve kendi ülkesine profesör olarak hizmet etmek için Pakistan’a dönmeye karar verdi. Daha sonra internette “Muhammed peygambere hakaret etmekle” suçlandı ve 7 yıl hücre hapsinde tutuldu. Bu süre zarfında avukatı öldürüldü, babasının işi ve iş ilişkileri yok edildi ve 23 Aralık 2019 tarihinde ÖLÜM cezasına çarptırıldı. Yüksek mahkeme yerel mahkemenin cezasını onaylarsa, Prof. Junaid Hafeez boynundan asılmak suretiyle idam edilecektir. Ülkemizin de yavaş yavaş yol aldığı yönü gözler önüne seren bu insanlık ayıbını derin bir kaygı ve hüzünle izliyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu’nun (KGK) İslami faizsiz finans kuruluşlarının denetimi için hazırladığı kararlar, T.C. 30978 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; genelge ayetlere, hadislere ve fıkhi (İslam hukuk kuralı) hükümlere bağlanmış; “denetçilerin Allah-u Teala’dan korkmaları ve fıkıh kurallarına uygun davranmaları” gibi ifadelerle, etik kurallar dini temellere dayandırılmıştı.

Bu kararlar, şeriat hükümlerinin uygulamaya konduğunun apaçık kanıtıdır. Anayasasında laik olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm değerlerine aykırıdır. Müslüman olmayan vatandaşların haklarını ayaklar altına alan, zaten kutuplaştırılmış toplumu daha da ayrıştırmayı amaçlayan, hukukun tarafsızlığını yok eden, laik cumhuriyete resmen meydan okuyan ve uluslararası anlaşmaları yok sayan bu uygulamaya karşı tepki veren, yargı yoluna başvuran tüm sivil toplum örgütlerinin, meslek odası ve sendikaların destekçisi olduğumuzu kamuoyuna duyururuz.

Bunlar Ateist! adlı programımıza canlı yayın konuğu olarak katılan Ankara Barosu avukatlarından Sayın Mehmet Türkaslan’ın konuyla ilgili açıklamalarını dinlemek için tıklayınız.

Habere göre Milli Eğitim Bakanlığı, halifeliği savunan ve açıkça cumhuriyet düşmanı olan Sebilürreşad Derneği ile protokol imzaladı. Protokolle okullarda etkinlik düzenleyecek olan dernek, çocuklara “Sebilürreşad Elçisi” kartı ile “Genç Asım” rozetleri dağıtacak.

Devlet eliyle, eğitim kurumlarını “mürit yetiştirme” yapılarına dönüştüren bu dinci ve taraflı siyasetin ülkemize ancak zarar vereceği bilinmelidir. Dini vakıf ve derneklerle adeta şirket mantığı üzerinden imzalanan protokollerin amacı, bilimsel ve eşitlikçi eğitim hakkını çocukların ellerinden alarak onları bilinçsiz kölelere dönüştürmektir. Ateizm Derneği olarak gelişmeleri kaygıyla izliyoruz.

Haber kaynağı : http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1708304/mebden-vakif-ve-dernek-gorunumlu-dinci-yapilarla-isbirligi.html

Valilik, Milli Eğitim Bakanlığı ve Müftülük organizasyonuyla ana okullarında uygulamaya sokulan, 4-6 yaş arasındaki çocukları hedef alan “Dinimi seviyorum, öğreniyorum” projesinde yaşanan olumsuzluklar, çocukları psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik olarak etkilemekte, travma yaratmaktadır. Kadın olduğu için halasının elini sıkmayan erkek çocuk; tuvalet duasını unuttuğu için tuvalete gidemeyen çocuk; uykusundan kabuslarla uyanan çocuklar vb örnekler, velilerden gelen şikayetlerden yalnızca bazıları. Bilim ve akılla, dahası insanlıkla örtüşmeyen bu din temelli ahlak anlayışı hem çocukların hem de ülkemizin geleceğini tehlikeye atmaktadır.

Ateizm Derneği olarak bütün sivil toplum örgütlerini, sendikaları, odaları ve baroları bu olumsuzluklara önlem alacak şekilde etkin olmaya; ana okullarında değerler eğitimi adı altında din eğitim uygulamasıyla çocukların zihinlerini körelten ve karartan böylesi eylemlerle mücadele etmeye çağırıyoruz.

Haber kaynağına göre, “Almanya’da Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), İslam Kültür Merkezleri (VIKZ) gibi derneklerin kendi imam yetiştirme projeleri bulunuyor. Ancak DİTİB, Türkiye’nin gölgesinde olmakla suçlanıyor. Ayrıca Alman medyasında sık sık Türkiye’den gelen imamların bu ülkenin güdümünde olduğu yönünde haberler yer alıyor.

Devamını Oku

Kendisini peygamber ilan eden İskender “Mihr” Evrenesoğlu’nun Bursa’daki camide kılınan cenaze namazıyla Müslüman mezarlığına defnedilmesi üzerine, Diyanet İşleri Başkanlığı, “…cenaze namazı ve defin işlemleri kendi elemanlarınca gerçekleştirilmiş olup; hiçbir Diyanet ve İl müftülüğü personeli bulunmamış ve yer almamıştır” şeklinde bir açıklama yapmıştı.

Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi (AYM), erkek çocuklara tecavüzü protesto ederek Ensar Vakfı Ankara Şubesi binasının duvarına “Tecavüzcü Ensar” yazan üniversite öğrencisine verilen para cezasını “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali” olarak değerlendirerek yargılamanın yeniden yapılmasına karar verdi.

Devamını Oku